Sitede Ara

İstanbul

Neden İstanbul?

İstanbul, yalnızca iki kıtayı birbirine bağlayan eşsiz coğrafi konumuyla değil; tarih boyunca farklı uygarlıkların izlerini taşıyan zengin kültürel mirası, canlı kentsel dokusu ve özgün gastronomi kültürüyle de dünya ölçeğinde benzersiz bir kenttir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre İstanbul, 32.854’ten fazla taşınmaz kültür varlığı ve 114 koruma alanıyla ülkemizin en kapsamlı kültürel miras birikimine sahiptir; surlar, camiler, saraylar, hanlar, müzeler ve tarihî çarşılar kentin tarihî katmanlarını yansıtır[1].

Bu tarihsel birikim yalnızca mimari eserlerle sınırlı değildir. İstanbul’un kültürel atlası; geleneksel el sanatlarından halk hikâyelerine, müzik ve dans geleneklerinden yerel festivallere kadar uzanan çok sayıda yaşamsal öğeyi kapsamaktadır. Bu zengin kültürel doku, kentin her semtinde kendine özgü ritimler, tatlar ve buluşma biçimleriyle günümüze taşınmaktadır.

İstanbul’u farklı kılan bu tarihsel ve sosyo-kültürel birikim, kenti yalnızca turistik bir destinasyon olmanın ötesine taşımaktadır. Kentin mekânsal yapısı, farklı dönemlerde ve farklı toplumsal gruplar tarafından yeniden şekillendirilmiş; her dönem kendi izlerini kentsel dokuya işlemiştir. Bu dönüşümün izleri günümüzde hâlâ sahada gözlemlenebilmektedir.

Haritacılık mesleği de İstanbul’un geçirdiği bu toplumsal ve mekânsal dönüşümlerle doğrudan ilişkilidir. Binlerce yıllık bir geçmişe sahip kentte yaşanan yangınlar, yönetim değişiklikleri, savaşlar ve göçler, kentin fiziksel yapısını olduğu kadar haritalarını da etkilemiş; bu değişimler haritacılığın gelişimine önemli katkılar sağlamıştır.

Bu topraklardan yetişmiş en önemli haritacılardan biri olan Piri Reis, İstanbul’un bu tarihsel birikiminden beslenen isimlerin başında gelir. İstanbul’u konu alan ve onun adıyla anılan haritalar, kentin dönemsel mekânsal algısını, denizle kurduğu ilişkiyi ve kentsel sınırlarını yansıtması bakımından bugün de önemini korumaktadır. Bu haritalar, yalnızca teknik belgeler değil; İstanbul’un tarihsel, toplumsal ve mekânsal hafızasının görsel anlatılarıdır.

Bu yönüyle İstanbul, harita mühendisleri ve kadastro uzmanları için mülkiyet ilişkilerinin, arazi kullanım kararlarının ve kentsel planlama yaklaşımlarının zaman içinde nasıl değiştiğini sahada gözlemleyebilecekleri canlı bir çalışma alanı sunmaktadır. Kent, haritacılık mesleğinin hem kenti nasıl etkilediğini hem de kentten nasıl etkilendiğini birlikte okumaya imkân tanıyan nadir örneklerden biridir.

Çalıştayımızın İstanbul’da düzenlenmesi, yalnızca kentin tarihsel ve kültürel zenginliğiyle değil; mekânın teknik, hukuki ve toplumsal boyutlarının aynı anda gözlemlenebildiği ender kentlerden biri olmasıyla da doğrudan ilişkilidir. Katılımcılar, teknik oturumlarda ele alınan konuları İstanbul’un dinamik kentsel yapısı içerisinde sahada değerlendirme imkânı bulacaktır.

İstanbul, mekânsal varlığı ile toplumsal belleğin; teknik sistemlerle kültürel değerlerin aynı çerçevede buluştuğu çok boyutlu bir çalışma alanıdır. Bu özelliğiyle kent, çalıştay programı için hem kuramsal hem de uygulamalı öğrenme fırsatları sunan ideal bir ortam olarak öne çıkmaktadır.


 Kültür ve Turizm Bakanlığı. (2021). Immovable Cultural Heritage and Protected Areas. www.istanbul.ktb.gov.tr . https://istanbul.ktb.gov.tr/EN-284747/immovable-cultural-heritage-and-protected-areas.html